Birlikte gelişip mutlu olmak

lovecouplehorses_DAP_AquarellBir çiftin müşterek hayatı katların tek tek çıkıldığı sürekli bir inşaat faaliyetidir. Bu ortak çalışmayı mümkün kılan altı adet taşıyıcı sütun vardır : Hoşgörü, ortak değerler, arkadaşlığın pekiştirdiği cinsel yaşam, diyalog, ortak projeler ve arzu!

1) Hoşgörü : ilk başta çekici gelen farklı özellikler aynı zamanda pek çok çatışmanın da kaynağıdırlar. Buna karşın farklılığı kabul etmek ilişkiye de bir zenginlik getirir.

Farklılıkları tanımak: “Eşim erken yatar, bense geç”, “Ben deniz tatilini severim, kocamsa kamp yapmayı”… Bunların bir listesini yapmak eşinizi olduğu gibi görmenizi sağlar, olmasını istediğiniz ya da hayal ettiğiniz gibi değil. Bu bilgi sayesinde onu ve kendinizi daha iyi tanımak farklılıklardan kaynaklanacak sorunları da çözmenizi kolaylaştıracaktır.

Farlılıklardaki güzellikleri keşfetmek: Kalıcı bir ilişki için sadece eşinizin sizden farklı olması yetmez, bu farklılıkları sevmeniz de gerekir çünkü ilişkinizi onlar yaşatır.

Farklılıkları yönetmek: Kimin hangi noktada safra atmaya hazır olduğunun bulunması gerekir. Farklılıkları zıtlaşma değil, tamamlayıcılık açısından ele almak iyi olur. Bu da, zamanda değişkenlik gösterebilecek ve eşlerin gelişimine uygun bir anlaşmaya varmak anlamına gelir.

Merak duygusu korkuya yeğlenmeli: Birlikte geçirilen onca zamana rağmen ötekinin değişmemiş olması bir gün bizi sevmeyebileceği düşüncesini doğurabilir. Çözüm: şaşırmaya ve ötekinin evreninin kendine has gizemleri olduğunu kabule açık olun. Arzuyu yaratan şey, tam da bu “diğerini tam anlamıyla tanımanın ve anlamanın imkânsızlığı”dır.

old_couples_in_love_are_so_cute_640_01_DAP_Aquarell2) Ortak değerler: Kendisine özdeş biriyle yaşamak ne mümkün ne de arzulanabilecek birşey değildir. Öte yandan kendisine zıt biriyle yaşamak da anlaşmazlıkları arttıracaktır. Bunun orta noktası temel değerlerin paylaşılmasında bulunmaktadır.

Fikir alışverişi: bir gün karşılaşılabilecek değerler çatışmasını engellemek için önce kendinizi tanımanız ve eşinizle bol bol konuşmanız, ama herşeyden, her konudan konuşmanız gerekir. Aile ve yaşam gibi konulardaki paylaşımlar ortak ve zıt noktalarınızı ortaya dökecektir.

Kabullenmek: Aşk varsa herşey mümkündür. Eğer taraflar iki farklı dünyayı bir araya getirmek istiyorlarsa, bu ayrı dünyalarının özelliklerini görmeli ve bunları bilinçli olarak kabullenmeliler.

Aile geçmişini paylaşmak: Uzmanlar, partnerlerin karşılıklı değer yargılarını tanımak ve bunlarda uyuşmak için aile öykülerini paylaşmalarını öneriyorlar. Kendi aile geçmişimiz en büyük değer “tedarikçisidir”. Aile öykülerinizi anlatarak bunları çocuklarınıza da aktaracaksınız ve birbirinizin öykülerini sahipleneceksiniz.

Bilindik ortak değerleriniz yoksa, siz yeni ortak noktalar belirleyebilirsiniz. Bu “karışım” içinde kendi değerlerinizi bulmak daha kolay olacaktır. Üstelik oluşmakta olan yeni çiftin kendine has ilkeleri de şekillenmeye başlayacaktır.

3) Arkadaşlık bağı: Ya partneriniz hayattaki en iyi arkadaşınız da olsaydı? İlişkinin canlı kalması için ortaklık ve güven duyguları vazgeçilmezdir.

İlk bakışta arkadaşlık kavramı, romantizm, tutku ve aşkla pek bağdaşmaz gibi gelebilir. Bu nedenle de evlilikteki arkadaşlıktan pek bahsedilmez. Bununla birlikte pek çok terapistin araştırmalardan çıkardıkları sonuca göre mutlu evlilikler derin bir arkadaşlık temeli üzerine kuruludurlar.

Hobileri paylaşmak: Spor yapmak, bahçeyle uğraşmak, kültür gezilerine çıkmak… Bir evlilikteki arkadaşlığı canlandırmak için her ikinize de zevk veren hobilere biraz zaman ayırmak gibisi yoktur.

Çifte özel ritüeller yaratmak: ilk karşılaşmanızın, evliliğinizin ya da ilk kavganızın yıldönümünü kutlayabilir, birlikte katettiğiniz yolu gurur ve mizah duygularıyla gözden geçirebilirsiniz. Bazı uzmanlar buna “çift kültürü” adını takmışlar. İki kişilik bir medeniyet gibi!

Birbirini tanıma yolculuğu: Birlikte eşinizin en iyi arkadaşlarını, sizin sinirinize dokunan kişileri, hayallerinizi, sevdiğiniz müziği paylaşarak bunu yapabilirsiniz.

Şefkat ve ilgi göstermek: bütün arkadaşlık hislerimize rağmen her zaman eşimizin yanıbaşında bulunamayız. Kendinizi ihmal edilmiş hissedeceğiniz anlar her zaman olacaktır. Böyle durumlarda sitem edeceğinize, şefkat ve ilgili canlandırmak adına siz bir adım atın.

4) Cinsel Uyum: Cinsellik, bir mutluluk ve kendini bulma kaynağıdır. Uzun vadeli ve mutlu bir cinselliğe nasıl ulaşacaksınız? İşte zevkli bir yaşam sürdürmek isteyenleri bekleyen mesele.

SASHA-love-couples-BW-blanco-negro-_DAP_AquarellÖn yargılardan ve basmakalıp düşüncelerden kurtulun: Mutlu bir cinselliği tanımlamak ve ortak noktaları keşfetmek her çiftin kendince yapması gereken bir şeydir. Bazı partnerler okşamalara önem verirken, bazıları penetrasyona (birleşme), kimileri de fantazilerini uygulamaya önem vereceklerdir. Seksolog ve psikoterapistlere göre cinsel uyum ancak karşılıklı ihtiyaçlar tatmin edildiğinde mevcuttur.

Kendinizi şaşırtın: Farklı bir şekilde öpmek ya da okşamak, sevişme sırasında daha az (ya da daha çok) konuşmak… Az bildiğiniz şeyleri deneyerek ya da zaten bildiklerinizi daha az yaparak da haz alabildiğinizi göreceksiniz.

Uygulamaya geçin: Hiç bir çift cinsel iştahsızlık dönemlerinden kaçamaz. Önemli olan bu çekingenliğin yerleşmesine izin vermemektir. Cinsellikten alınan haz ve mutluluk uygulamayla canlı tutulur. Tamam da, canımız istemediği zaman da aşk yapmalı mıyız? Belki o kadar değil ama çok kuvvetli bir arzuya ulaşmayı da beklememelisiniz. Birbirinize normale göre “daha az yakın” olduğunuz zamanlarda bile bir cinsel yakınlık ve teması korumalısınız.

5) Diyalog: Günlük yaşamdaki aşırı sessizlik yakınlaşmanızı engelleyebilir. Bunun aksi de aynı etkiyi yaratabilir. Bu bölümde gerçek anlamda anlaşmanın şekli ve “sanatı” üzerine söyleşeceğiz.

Söz güven verir: Diyalog, partnerlerin birbirlerini daha iyi tanıdıkları ve çift olduklarını farkettikleri bir alışveriş, bir yaşam alanıdır. Konuşmak güven sağlar. En azından şu mesajı verir: “Seninle konuşarak, senin varlığının gözümde önemli olduğunu ispatlıyorum”. Sevince kelimelere ihtiyaç olmadığını düşünenlerse, bu söylenmemiş şeyler yüzünden arkalarında nice kırıklık ve tatminsizlik bırakmaktalar.

Herşeyi söylemeye kalkmayın: Yoğun bir mesaj akışı, sitem içermese de, karşınızdakinin yaşam alanını işgal edecektir. Sizi vampirleştirecek ve arzunun kaynağı olan gizemi yok edecektir. Anahtar olan herşeyi söylemek ya da duymak değil, herşeyi söyleyebileceğinizden emin olmaktır. Buradaki ince fark ikinci durumda ortaya çıkan güven ilişkisidir.

Paylaşımlarınız için randevulaşın: Sıcağı sıcağına konuşulduğunda kavgaya dönüşebilecek mesajları başbaşa konuşmak, zorlukları ve kırıklıkları ele almak için en iyi fırsattır. Zaman geçtikçe ihmal edilen pozitif mesajlar çiftin mutluluğu için harika bir itici güç oluşturur.

6) Projeler ve Rüyalar: İleri gitmek için her çiftin geleceği planlamaya ihtiyacı vardır. Ve ancak her iki tarafın da arzuları ortak bir vizyonda birleşirse gelecek motive edici olur.

Çocuk sahibi olmak, bir ev inşa etmek, gelecek yaz tatile çıkmak… Bir çiftin bu denli temel projeleri dahi problem doğurabilir. Oysa bunları düşünmek bile birlikteliğin süreceğine inanmayı gerektirir. Evliliklerin ömrüyle ilgili karamsar istatistiklerse bunun aksini söylemekte.

Ortak bir yaşam projesi: Yeni çiftler ilişkilerinin ilk evresinde Freud’ün “Haz İlkesi” dediği bir dönem yaşarken bu süreç “Gerçekçilik İlkesi”nin aleyhine işler. Bununla birlikte, psikolog ve yaşam koçlarına göre ortak bir proje olmaksızın yaşamda yol katetmek mümkün değildir. Birlikte proje yapabilmek ilişkiye bir ölçüde güven ve denge getirir. Bu etkiye sahip ilk proje çiftin ta kendisidir. Partnerlerin bir çift oluşturmak için derin bir arzu hissetmeleri, bununla birlikte gelecekteki sonuçlarının da farkında olmaları gerekir (sorumluluklar, sadakat, destek olma…). Zamanda sürekli olabilmesi için “çift”in daha en başta bir proje olarak ele alınması tercih edilir.

Hayallerin payı: Elbetteki çiftin hazırladığı bazı projeler gerçekleşmeyecektir. Bunlar da hayaller olup projeler kadar önemlidirler. Birlikte hayal kurmak çiftin kendine özel fantezi dünyası kurmaya yardımcı olur. Bu da, müthiş bir güçtür. Yeter ki eşlerden her biri bunun bir hayal olduğu düşüncesini paylaşsın.

Kişisel arzuları açıkça ifade etmek: Tarafların kendi arzularını dile getirmeleri, bu isteklerin çiftin ortak hayal ve projelerine dahil edilebilmesi açısından önemlidir. Kaç çocuk isteniyor? Aynı ev mi paylaşılacak yoksa herkes kendi dairesinde mi oturacak? Bu projeler zamanda değişmez olmayıp, ilişki ilerledikçe, eşler birbirlerinin hayal ve isteklerinden etkilenebileceklerdir. Eşinizin hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmek için bunları onunla paylaşmak zorunda değilsiniz. Ancak kendinizin ve eşinizin arzu ve hayallerinin neler olduklarını bilmek durumundasınız. Aksi taktirde haberdar olmadığınız bu şeylere saygı da gösteremezsiniz.

Reklamlar