Uyanmışları dinle sadece. Uyan ki hayatın başlasın.

“Bir çift sözüm var sana, yürekten: Sevginle gireceğim toprağa, Sevginle çıkacağım topraktan.”   Ömer Hayyam’ın neredeyse bin yıl önce yazdığı dörtlüğü paylaştı diye piyanistle uğraştı, davalar açtı bizim “liderler”. Koca koca hakimler, mahkemeler işi gücü bırakıp bu sindirme davalarına baktılar.   Şuydu dörtlük :   “Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde: Senden ayığız bu sarhoş…

Sürüden ayrılanı kurt kapmaz

Eğer öğrenmeyi ve anlamayı bir hayat yolu olarak seçmişseniz sürüden uzaklaşırsınız. Hâlâ o sürünün içinde olabilir ya da alıp başınızı kilometrelerce öteye gidersiniz ama farklısınızdır. Bu şekilde belki sürüden uzaklaşırsınız ama koyunluğunuzdan değil. Sizin için yeni olan şey koyun olduğunuzun farkına varmanızdır. Sürüye dışarıdan, biraz uzaktan baktığınızda artık bundan eminsinizdir. “Ben bir sürünün üyesiyim, biz…

Olgunluk Nedir?

Olgunluk nedir? Bu bir başlık değil. Bu siz okurlara da sorulmuş bir soru. Ben buna kısmen yanıt verebildim, sizin katkınız da bu yanıtı genişletebilir. Yaşadıklarımız ışığında hemen söyleyebiliriz ki, olgunluğun kişinin yaşamına çatık kaş, ahkam, yaşlılık, maddi güç, tahsil ile gelmediğini biliyoruz. Olgunluk daha çok bu olguların yönetilmesiyle ilgili. Psikoloji bilimi bize daha çocuklukta hatta…

İnsan Olmak (kitap tanıtımı)

Herkesin hayatta bir kez dibe vurduğu, ya da bunaldığı dönemler vardır. İşte bu dibe vurma aşılırsa, aslında bir doğumun başlangıcı olabilir. Yaşı ve statüsü ne olursa olsun, kişi bu durumda insanları ve hatta kendini tanımamış, hiç anlamamış olduğu hissiyle sarsılmaktadır. İnsan nasıl bir varlıktır? Nasıl bir yazılıma sahiptir?  Haydi bu soruları biraz daha kişiselleştirelim. “Bunu…

Paralel evrenlere gerek yok, bir tarak yeter.

Annemin elinden tutmuş okuldan eve dönerken ışık sızan pencerelere bakar ve içimden “Keşke bütün bu evlere girip oradaki hayatları görebilseydim” diye geçirirdim. Kimdi bu insanlar? Çocukları nasıl yataklarda uyurlardı? Sofralarında neler bulunurdu? Onların dede ve nineleri de hayatta mıydı? Babaları kaçta gelirdi? Bu merakın nedenini bilemiyorum. Kendi kendime uydurduğum bir hayal oyunuydu sanırım. Evlere baktığımda…

İchi go ichi e

Bir karşılaşma bir şans… Japonların dört heceli özdeyişleri meşhurdur. Başlıkta gördüğünüz özdeyiş ise ilk akla gelenlerdendir ve Japon kültürünün çok önemli bir mücevheridir. Bir + fırsat + bir + hayat kelimelerinden oluşur. İnsanların karşılaşmalarının biricik ve tekrarlanmayan olaylar olduklarını anlatır. Karşımızda iki insan sanki bir daha bir araya gelemeyeceklermiş gibi bir durum ya da bunun…

Ben bir Fil’im

Mesnevideki öyküyü duymayan kalmamıştır. Hintliler bir fili karanlık bir ahırda insanlara göstermek isterler de, her biri iyi göremediği fili eliyle yoklayıp kâh kuyruğunu tutup dala, kâh bacağına sarılıp ağaca benzetirler. Ben bu öykünün “körlü” şeklini de okumuştum. Mevlâna bu öyküde “Parçayı gören bütünü göremez” fikrini aktarmak ister. Yazımızın sonunda bu öykünün bizi ilgilendiren ilk bölümünü bulabilirsiniz.…