Duygu Yogası ya da “Gerçekte duygularımızı seçiyor muyuz?”

angry-old-womanBu “yoga” metaforu ile gerçekte kasdettiğimiz, duygularımız üzerinde gözlem yapmak ve çalışmak olacak.

Genellikle duygularımızın beden temelli, kontrolsüz güdüler olduklarını ve çevreden gelen etkilerle tepkiye dönüşerek dışavurulduklarını, hissedildiklerini düşünürüz. Sanki bu duygular üzerinde hiç bir gözlem gücümüz ve kontrolümüz yokmuş, olamazmış gibi…

Oysa size, kızgınlık, mutluluk, üzüntü, nefret, kıskançlık gibi duygu-durumların birer tercih olabileceklerinden bahsedersek şaşırabilirsiniz. Bazı kontrolsüz tepkiler verdikten sonra “Bunu nasıl yapabildim?” diyecek kadar şaşırmaz mıyız? İşte çoğunlukla usandırıcı tekrarların, pişmanlıkların kaynağı olan bu noktayı incelersek durum aydınlanacak.

Duyguların yönettiği bir tepki ve bunun sonrasında varılan yargı arasında hem zamansal, hem de ruhsal bir fark, bir kaymışlık (shift) vardır. Duygunun baskın olduğu “Dolu Ben” ve bunun dışavurumu ile “Boşalmış Ben” arasında bir yolculuk yaptığımızı düşünebiliriz. Sanki iki ayrı kişilik söz konusuymuş gibi… (nitekim, bu duygu-durumlarına tanık olan çevremiz de bu değişimden muzdariptir. Duygularımıza hazırlıksız yakalanmış bir çevre bizi hoş karşılamayacaktır).

Head in HandsBu iki “Ben” durumunu birbirine yaklaştırırsak duygularımız ve duygulanan benlik üzerinde gözlem yapma şansımız olur. Örneğin sakin ve kontrollü olduğunuzu düşündüğünüz bir anınızda yapay olarak “kızgınlık” ya da “sevinç” duymaya çalışın. Bu duyguları en azından beden duruşu ve diliyle “göreve” çağırabildiğinizi göreceksiniz. Bazılarınız olmayan bir çikolatayı “zihnen” tatmak gibi, duyguların da bizzat kendilerini hatırlayabildiklerini görecektir. Sonuçta, tekrarlarla eğitilmiş sinir sistemimizin hafıza bankasını kullanıyor olacaksınız. Bu çalışma tiyatrocuların mesleken bildikleri birşeydir. İstedikleri zaman hüzünlenip gözyaşı dökebilirler. Rol yapmaktan da öte, bunu yaşarlar.

Burada sizi duygularınızı hemen tadıp kontrol etmeye davet etmiyoruz. İnsan asla duygularını tam olarak kontrol edemez çünkü duygusal boyutta da yeni tecrübeler edinen bir varlıktır. Davetimiz kendimizi tanımaya doğrudur.

Duygu yoğun varlıklar (özellikle de memeli hayvanlar) akıllarının derecesi ölçüsünde kendilerini beklenmedik durumlar karşısında kaybedecek ya da kontrol edebileceklerdir. İnsanlar ise atalardan kalan “gelişmiş akıl” mirası ile dünyaya gelme şansına sahiptir. Hayvanların hayvan olmak, içgüdülere kapılabilmek, robotlaşmak gibi bir özürleri var. İnsanın ise sadece pişmanlıkları…

Duyguların kontrolü doğal olmadığına göre, “baskılamaya” ve “redde” düşmeksizin akıl yürütmek ve zaman ayırıp bilançolar çıkarmak iyi bir egzersizdir. Arasıra, geriye dönüp sizi üzen ya da kızdıran durumları ele alın. Bu durumun sizden ne götürdüğünü ve ne getirdiğini ölçün. Bunun için kalem kağıt bile kullanabilirsiniz! Tam bir “Akıl Muhasebesi” çalışması. Ortaya dikey bir çizgi çizin. Bir tarafa “Gelir” diğer tarafa da “Gider” yazın. Bu satırların yazarı bunu kafasının içinde hâlâ yapıyor ve duygularının kendisinden sakladığı pek çok gerçeğe gözlerini açmayı başarıyor. Örneğin bazı konularda sizin gibi davranmadığını düşündüğünüz bir arkadaşınızın hayatındaki yerinizi, sizi görme sıklığını ve size ayırdığı zamanı hesaplarsanız duygularınızda ve bunların etkisinde gelişen düşüncelerinizde ne kadar “haksız” olduğunuzu keşfedebilirsiniz. Duygular anlık ve kısa vadelidir. Akıl ise zamanı ve mekânı biyolojik saatten bağımsız olarak kavrayabilir.

angry catBu keşif şu soruları tetikleyecektir: Nasıl oluyor da duygular apaçık gerçekleri, kazanımları gizleyebiliyor? Bu kendi kendine mi oluyor? Yoksa bunu “Ben” mi yapıyorum? Şimdi dürüst olma zamanı. Bu çalışmaları yaptığınızda duygularınızı gözlemlemeyi de öğrenecek, içinde bulunduğunuz durumları dışarıdan değerlendirebileceksiniz. En azından, olay üzerinden biraz zaman geçtikten sonra bu analiz mümkün olacak. Maksat hayatımızı bir kitap gibi okumak ve anlamaksa, bu kadarı bile büyük bir kazanım, müthiş bir nimettir!

Sonuç olarak, aynen tekrarlanan durumlarda aynı duygusal tepkileri vererek sinir sistemimizi eğitmiş olduğumuzu biliyoruz. İlk kez yaşadığımız olaylar bizi şaşırtsalar da, tekrarlanan dışavurumlar “araç” gibidirler. Başka duygu ve tercihlerin kullanımına sunulmuşlardır.

Bir içe bakış geliştirmeye karar vermiş ve denemeler yapmışsanız göreceksiniz ki bir “Gölge Ben” bu tepkileri seçmekte ve devreye sokmakta. Bu “Gölge Ben”in kendi hesap ve motivasyonları vardır.

Bu da başka bir yazının konusu…

Suavi Kendiroğlu (2014)

 

 

Reklamlar

Duygu Yogası ya da “Gerçekte duygularımızı seçiyor muyuz?”” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s