Mayötik: Ruhsal Ebelik

“Ben doğurmadım ki” dedi kadın. “Sadece vesile oldum. Zaten beni uyuttular, uyandığımda cin gibi bir bebek kollarımdaydı. Ona hayran oldum, onun kölesi oldum ve her gün hayran ve kölesi oluyorum ve çok yoruluyorum. O gün bugündür bir daha rahat edemedim” Ne kadar içten bir gözlem. Doğurmak ıkınmak değildir. Bedensel acıya da indirgenemez. Fiziksel olaylar daha…

Çiçekle bir konuşma

Baharın ilk günleri gelip soluduğum havanın formülü değişince çocukluğumdan bir şeyler hatırlarım. Anılarımın değişmeyen dekorlarından başlıcası ayaklarımı altındaki çimenliktir. Tüm yeryüzünü kaplayan bir çimenlik. O makul boyutlardaki bahçe benim paha biçilmez ve engin dünyamdı. Çimlere doyasıya basardım çünkü orada iyi ya da kötü ot diye bir şey yetişmezdi. Yabandı, vahşiydi, gürdü. Çimen, kedi otu, yonca,…

Tapınağımızı inşa etmek

Dinler tarihinde, arkeolojide, mimaride ve turistik gezilerde karşımıza çıkan “tapınaklara” günlük yaşamda da rastlarız. “Tapınak” kelimesi nedense cami, kilise ve sinagoglara pek yakıştırılmaz. Tapmak ve tapınmak ilkellerin de bilip uyguladıkları eylemlerdi. Belki de modern dinler kendilerini bundan ayrıştırmayı arzuladılar. Madem buralara “tapınak” (“temple”) denmiyor, bizim bahsettiğimiz ve günlük yaşamda karşılaştığımız tapınak da “ne ola?” diye…

Olgunluk Nedir?

Olgunluk nedir? Bu bir başlık değil. Bu siz okurlara da sorulmuş bir soru. Ben buna kısmen yanıt verebildim, sizin katkınız da bu yanıtı genişletebilir. Yaşadıklarımız ışığında hemen söyleyebiliriz ki, olgunluğun kişinin yaşamına çatık kaş, ahkam, yaşlılık, maddi güç, tahsil ile gelmediğini biliyoruz. Olgunluk daha çok bu olguların yönetilmesiyle ilgili. Psikoloji bilimi bize daha çocuklukta hatta…

İnsan Olmak (kitap tanıtımı)

Herkesin hayatta bir kez dibe vurduğu, ya da bunaldığı dönemler vardır. İşte bu dibe vurma aşılırsa, aslında bir doğumun başlangıcı olabilir. Yaşı ve statüsü ne olursa olsun, kişi bu durumda insanları ve hatta kendini tanımamış, hiç anlamamış olduğu hissiyle sarsılmaktadır. İnsan nasıl bir varlıktır? Nasıl bir yazılıma sahiptir?  Haydi bu soruları biraz daha kişiselleştirelim. “Bunu…

Ben bir Fil’im

Mesnevideki öyküyü duymayan kalmamıştır. Hintliler bir fili karanlık bir ahırda insanlara göstermek isterler de, her biri iyi göremediği fili eliyle yoklayıp kâh kuyruğunu tutup dala, kâh bacağına sarılıp ağaca benzetirler. Ben bu öykünün “körlü” şeklini de okumuştum. Mevlâna bu öyküde “Parçayı gören bütünü göremez” fikrini aktarmak ister. Yazımızın sonunda bu öykünün bizi ilgilendiren ilk bölümünü bulabilirsiniz.…

Işıktan ipler

Sizlere başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Bu hikayede yer alan ve bugün bazıları aramızda olmayan kişilerin gerçek kimliklerini, üzerlerinde bir yargı, haksız bir etiketleme oluşmasını engellemek için saklamayı tercih ettim. Kaldı ki bu hikayedeki kişilerin tümü olaylar boyunca bir dönüşümden geçmişlerdir. Yaşamlarımızın bazı bölümlerinin anlatılacak kıvama gelmesi için düğümlerin çözülmesi, açık parantezlerin kapanması gerekir.…

Ağaçlar büyürken bazılarımız güdük kalır…

Aldığımız kiloları, ağır işiten kulaklarımızı, unutkanlığımızı, asabi hallerimizi hatırlatanlara kızıyoruz. Mükemmeliz ya hani. Ama bunlara kızar ve kulak tıkarsak dostlar nasıl acı söyleyecekler? Birbirimize sesimizi yükseltip kabalığı normalleştirirken, “Bence senin profesyonel desteğe ihtiyacın var” diyene “Esas sensin deli!” ile saydırıyoruz. Bununla birlikte aynı dostumuz farz-ı mahal “Bence sen namaza başla” dese “Esas sensin günahkar” falan…

Savaşçılar ve Barışçılar

Bir “Savaşçı” akımı almış başını gidiyor. Warrior, Işık Savaşçısı, Asker, Avcı ve daha nicesi farkında olmadan karıştırılan, anlamından boşaltılarak kullanılan ifadeler. Kimi zaman içlerine erkekliği, salt eril özellikleri, maçoluğu, saldırganlığı ve hatta katilliği bile sokanlar var. Farkında olmadan elbette… Bu yazımızın amacı bir yandan bu kitlenin farkındalığını arttırmak, öte yandan da “ötekileştirdikleri” kitleyi bu tip sahte…

Alt tarafı bir tabak yemek

Ananız sizi emzirdi, sonra da evlenene kadar önünüze yemek koydu. Alt tarafı bir tabak yemekti bu. (Sanırız bu yazımızda daha ziyade beylere seslendiğimiz anlaşılmıştır) Ardından belki hamarat, belki de yumurta bile kırmayı bilmeyen bir hatunla tanışıp evlendiniz. Kısa zamanda o da “kendini geliştirdi” ve karnınız doymaya devam etti. Gelin görün ki, size verileni almaktan başka…

Her şey bir ağacı sevmekle başlar

Derler ki bir adam Mevlana’dan kendisine Allah sevgisini öğretmesini istemiş. Üstad adama “Hiç sen şimdiye kadar bir insanı sevdin mi?” diye sormuş. Hayır yanıtını alınca da: “Sen git önce bir insan sev” tavsiyesini vermiş. Bugün en yüce olana giden yolu aydınlatan insan sevgisinin de unutulduğunu gördükçe “İnsanlar yollarını kaybettiler. İnsandan başka sevginin öğrenileceği bir başka…

Tanrı olmak ya da olmamak

Haydi itiraf edelim : inancımız ne olursa olsun içten içe Tanrı ya da İlah olmak isteriz. Bir şekilde yaşamı garanti altına almaya, ölümü yenmeye, güçlü olmaya, kendimizden pek emin olmasak da doğrularımızı başkalarına dayatmaya çalışırız. Bir dine inananlar bile Tanrı’nın temsilcisi olmaya çalışırken bir de bakmışsınız onun adına insanlara hükmetmeye, Tanrıcılık oynamaya kalkışmışlar. Haydi itiraf…

Kadının Ruhsal Anneliği ve Erkeği Doğurma Gücü

Kadınların biyolojik doğurganlıklarının dışında bir de ruhsal doğurganlıkları söz konusu. Ancak ilki o derece önemsenmiş ki, bu ikinci doğurganlık gölgelemiş durumda. Koskoca bir adama karşı dahi annelik duyguları hisseden kadınlar bunu anlayacaklardır. Savaşlarda yaralanmış ya da son nefesini veren askerlerin başucunda görev yapmış hemşirelerin hislerini aktaran anıları ilginçtir. Yaşam vermek kadının en temel doğasıdır. Ama…

Bir Ayrılamama Öyküsü

Aslında “Ayrılığı” değil “Ayrılamamayı” sorun olarak yaşarız. Sevdiğimiz ya da bizim olan varlıklardan ayrılmak bize ölüm gibi gelir. Oyuncaklardan, evlerden, kitaplardan, evlatlardan, sevgililerden… Onlarla varolmuşuzdur çünkü. Bu durumda onlar yoksa biz de yokuzdur. Bu durum bazı insanları içten yer bitirir. Belki de bu yüzden yurdumuzda aşk cinayetlerine pek sık rastlanır.  Vazgeçemeyeceğimiz varlıklarla tek taraflı ‘sahiplik’…

Eşlerin Kavga Rehberi

Nasıl tartışmalı?     İyi anlaşan insanların kavga etmeyeceklerine dair yanlış bir kanı vardır. Oysa “kapışmak” sağlıklı bir belirtidir. Tartışmaktan kaçan, bir gülümsemeyle kavgayı savuşturanlar genellikle tam bir kayıtsızlığa gömülürler. Nahoş sözler söylemek ve hatta hakaret bile iletişimden sayılır. Elbette ki, her türlü kapışma tavsiye edilemez. Tartışmayı bilmek lazım. Münakaşa etmenin de her spor gibi kuralları ve…

Dişlerimi “maço” bir şekilde fırçalamayı nasıl bıraktım?

Yeni dişçim ağzıma şöyle bir baktı ve “Dişlerini nasıl fırçalarsın?” diye sordu. Bu soru beni hiç şaşırtmadı. Çünkü daha önceki dişçilerim de ilk muayenede bunu sormuşlardı. Bu işlemi hangi sıklıkla, nasıl bir fırçayla ve hangi hareketlerle yapıyordum. Deontoloji ya da mesleki etik bunu gerektiriyordu. Hastayı hastalıktan korumayı. Yurtdışındaki bir diş hekimi bu sorunun yanıtını bana…

Sevginin Şartları

Sevginin Şartları dediğimiz şey sevgiyi şartlara bağlamak değil elbet. Buradaki bahis, sevginin “gerçek olması” ya da sadece “olması” için gerekenler. Aslında bunu matematik aksiyomlar (temel kurallar) gibi anlatmak da imkansız ve pek doğru görünmüyor. Hitap etmek istediğimiz şey okuyucunun korteksi ya da analitik aklı değil. Çünkü zamanla, sevgi dediğimiz şeyin bir düşünce değil, hatta duygu…

Hayal Kırıkları

Önce şu “olgun” analizi yaparız : “Bu kişileri çok sevdiğim için, onlara ruhen çok yakın olduğum için çifteleri şiddetli oluyor. Kırgınlığımın derecesi onlarla olan sevgi bağımın ispatıdır. Bu karşılıklı bağa güvenmeliyim. Biz bağlıyız. Her şey yolunda gidecek.” Yanlış bir analizdir bu. Her şeyin, sevgi gibi görünen bu teslimiyet bağının da bir “dayanma” sınırı var. Türü…

Dost ruhlar yalnızlık çölündeki vahalardır

Biyoloji gereği bedeniniz başka bedenlerin arasında yaşar. Peki nereden gelmektedir bu yalnızlık duygusu? Ruhunuz kendi içinde bir evren, bir küre ya da başlı başına bir boyuttur. Kendi gerçekliğini yaratıp içine kapanma yetisine sahip minik bir tanrıcıktır. Bu durumdaki bir ruh, ya da psikolojik yapı, hayatı çöl gibi yaşar. Kendisinden başkasının bulunmadığı bir yerde hapistir. İnsanların…