Meditasyonlar

Daha geçenlerde “bu konulara” meraklı bir tanıdığıma “Meditasyon fransızcadan gelir. İlk anlamı ‘Düşünmek’tir” dediğimde çok şaşırdı. Öyle ya, Doğu bilgeliğiyle, uyanışla, ruhsal şeylerle ilgili bir eylem ya da kavram nasıl olur da fransızcadan gelebilir, anlamını bize o dil üzerinden açabilirdi? Bu elbet sadece pekçoklarını şaşırtmakla kalmaz, rahatsız da eder. (Fransızca hep rahatsız eder zaten 😉…

New Age Sektörünün Kökenleri

(Kişisel gelişim sektörünün kısa bir tarihçesi) Ülkemizde özellikle 2000lerin başlarında New Age adı verilen yeni ruhsallık akımları, yayıncılığın ve gelişen internetin de etkisiyle bir tufana dönüşmüştü. O yıllara hazırlıklı girmiştim çünkü önce ruhsal öğretiler, ardından kişisel gelişim olarak anılan akımlarla çok erken tanışmıştım. Babamın kütüphanesi şaşırtıcı genişlikteydi. Her konuda kitap vardı. Lobsang Rampa, Casteneda, Daniken,…

Hangi Reenkarnasyon?

Geçmişte, aykırı fikirlerimi bilen biri bana “Reenkarnasyon hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğunda yanıtım “Hangisinden bahsediyorsunuz?” olmuştu. Bu yanıtım soru soranı afallatmış, bir süre konuşamamıştı. Diyaloğu sürdürmek adına ben yine söz alıp “Birden çok reenkarnasyon anlayışı var. Hangi reenkarnasyondan bahsetmemi istersiniz?” deyince toparlanıp “Bunu bilmiyordum. Birden fazla mı var?” diyebilmişti. Oysa az önce çok kesin çizgileri…

Bitcoin ve diğer kripto paralar fırsat mı?

‘Dijital Altın’ denilen Kripto Paralar Fırsat mı? Önemli not: Bu yazının amacı, sıradan vatandaşın son zamanların en büyük yeniliği olan kripto paraları anlaması, eğer varsa bir yatırım fırsatını zamanında değerlendirmesidir. Bu yazı kesinlikle bir yatırım tavsiyesi değildir. Volatilitesi şimdilik yüksek kriptoparalara dikkatle yaklaşılmalıdır. Önce paradan bahsedelim. Çünkü para konusunda kafamız karışık. Konuyu bildiğimizi düşünüyor ama…

Şarkıların anlattıkları…

(DİKKAT! BU YAZININ ORASINA BURASINA ŞARKILAR SERPİŞTİRİLMİŞTİR. Herkesin ulaşabilmesi için bedava olan Youtube linkleri kullanıldı) Şarkılar çok güçlü. Hint yogilerinin zihinlerini yönetmek için kullandıkları sesler, Mantralar gibiler. Mantralar kısacık ve tekrarlanan sesler. Şarkılarsa uzun, kendinizi kaptırırsanız çocukluk, gençlik, ömür kadar uzunlar. Ve hiç bir şeyi yönetmenize izin vermezler. Sizi durup dururken aşık edebilir, içinde bulunduğunuz…

Mayötik: Ruhsal Ebelik

“Ben doğurmadım ki” dedi kadın. “Sadece vesile oldum. Zaten beni uyuttular, uyandığımda cin gibi bir bebek kollarımdaydı. Ona hayran oldum, onun kölesi oldum ve her gün hayran ve kölesi oluyorum ve çok yoruluyorum. O gün bugündür bir daha rahat edemedim” Ne kadar içten bir gözlem. Doğurmak ıkınmak değildir. Bedensel acıya da indirgenemez. Fiziksel olaylar daha…

Çiçekle bir konuşma

Baharın ilk günleri gelip soluduğum havanın formülü değişince çocukluğumdan bir şeyler hatırlarım. Anılarımın değişmeyen dekorlarından başlıcası ayaklarımı altındaki çimenliktir. Tüm yeryüzünü kaplayan bir çimenlik. O makul boyutlardaki bahçe benim paha biçilmez ve engin dünyamdı. Çimlere doyasıya basardım çünkü orada iyi ya da kötü ot diye bir şey yetişmezdi. Yabandı, vahşiydi, gürdü. Çimen, kedi otu, yonca,…

Bir bahar günü…

Bugün baharın ilk günlerinden. İnsan ne giyeceğini şaşırır ya, öyle. Şehirde köyde hayat tomurcuklanıyor. Tepemizde aynı mavi gök, fışkırabildikleri her köşeden çıkan yeşil otlar. “Dışarısı” diye bir yer olduğunu hatırlıyor insan ve evden ya da işten çıkıp can-ı gönülden yürüyor. Yürümeli. Yürümeli çünkü yol üzerinde dostlar bizi bekliyor. Kafasını kimin okşadığına bakmadan mırıldanan kedi, bir…

Geleneksel 10 Kasım seçimleri…

9 Kasım gecesi uykuya yatmadan önce küçük kızım bana “Baba unutma yarın sirenler çalacak” dedi. Gülümsedim. Artık o bana hatırlatıyordu. Sabah hava ışımadan heyecanla uyandım ve evden çıkacağım saati bekledim. 8:35 vapuruna binecektim. Tam 9:05’te otobüste olabilirdim. Bunu mu tercih ederdim, yoksa sokakta olmayı mı? Otobüs kalabalık olabilirdi, şöförün ruh haline göre durmayabilirdi, trafikte tehlike…

Tapınağımızı inşa etmek

Dinler tarihinde, arkeolojide, mimaride ve turistik gezilerde karşımıza çıkan “tapınaklara” günlük yaşamda da rastlarız. “Tapınak” kelimesi nedense cami, kilise ve sinagoglara pek yakıştırılmaz. Tapmak ve tapınmak ilkellerin de bilip uyguladıkları eylemlerdi. Belki de modern dinler kendilerini bundan ayrıştırmayı arzuladılar. Madem buralara “tapınak” (“temple”) denmiyor, bizim bahsettiğimiz ve günlük yaşamda karşılaştığımız tapınak da “ne ola?” diye…

Kahve asla uykumu kaçırmaz. Aksine…

Kahve asla uykumu kaçırmaz. Aksine… Bunu size bilimsel olmayan bir yoldan ispatlayabilirim. Önümdeki bir fincan kahveyi içmeden önce onun kokusunu içime çekmek, ona bakmak beni bir buluşmaya hazırlıyor. Dudaklarımın ve dilimin bu kahveyle buluşmasına götüren yol çok zengin keşiflerle dolu. Kahvenin tadı elime geçen tek ödül değil. Bu yol hazlar, keşifler ve ödüllerle dolu. Ben…

Atatürk’ün İdeal Cumhuriyet Köyü projesi (1937)

Atatürk ölünceye kadar köylüyü/çiftçiyi koruma konusuna kafa yormuştur. Kalkınmanın tabandan yani köyden başlaması gerektiğini düşünen Atatürk, Türkiye’nin gerçek anlamda çağdaşlaşması için her şeyiyle çağdaş köyler kurulması gerektiğini düşünmüştür. Bu amaçla bizzat üzerinde kafa yorduğu İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi’ni geliştirmiştir. Atatürk’ün üzerinde çalışarak uygulanmasını istediği bu proje, Afet İnan’ın “Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Birinci Sanayi…

Uyanmışları dinle sadece. Uyan ki hayatın başlasın.

“Bir çift sözüm var sana, yürekten: Sevginle gireceğim toprağa, Sevginle çıkacağım topraktan.”   Ömer Hayyam’ın neredeyse bin yıl önce yazdığı dörtlüğü paylaştı diye piyanistle uğraştı, davalar açtı bizim “liderler”. Koca koca hakimler, mahkemeler işi gücü bırakıp bu sindirme davalarına baktılar.   Şuydu dörtlük :   “Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde: Senden ayığız bu sarhoş…

Sürüden ayrılanı kurt kapmaz

Eğer öğrenmeyi ve anlamayı bir hayat yolu olarak seçmişseniz sürüden uzaklaşırsınız. Hâlâ o sürünün içinde olabilir ya da alıp başınızı kilometrelerce öteye gidersiniz ama farklısınızdır. Bu şekilde belki sürüden uzaklaşırsınız ama koyunluğunuzdan değil. Sizin için yeni olan şey koyun olduğunuzun farkına varmanızdır. Sürüye dışarıdan, biraz uzaktan baktığınızda artık bundan eminsinizdir. “Ben bir sürünün üyesiyim, biz…

Olgunluk Nedir?

Olgunluk nedir? Bu bir başlık değil. Bu siz okurlara da sorulmuş bir soru. Ben buna kısmen yanıt verebildim, sizin katkınız da bu yanıtı genişletebilir. Yaşadıklarımız ışığında hemen söyleyebiliriz ki, olgunluğun kişinin yaşamına çatık kaş, ahkam, yaşlılık, maddi güç, tahsil ile gelmediğini biliyoruz. Olgunluk daha çok bu olguların yönetilmesiyle ilgili. Psikoloji bilimi bize daha çocuklukta hatta…

İnsan Olmak (kitap tanıtımı)

Herkesin hayatta bir kez dibe vurduğu, ya da bunaldığı dönemler vardır. İşte bu dibe vurma aşılırsa, aslında bir doğumun başlangıcı olabilir. Yaşı ve statüsü ne olursa olsun, kişi bu durumda insanları ve hatta kendini tanımamış, hiç anlamamış olduğu hissiyle sarsılmaktadır. İnsan nasıl bir varlıktır? Nasıl bir yazılıma sahiptir?  Haydi bu soruları biraz daha kişiselleştirelim. “Bunu…

Paralel evrenlere gerek yok, bir tarak yeter.

Annemin elinden tutmuş okuldan eve dönerken ışık sızan pencerelere bakar ve içimden “Keşke bütün bu evlere girip oradaki hayatları görebilseydim” diye geçirirdim. Kimdi bu insanlar? Çocukları nasıl yataklarda uyurlardı? Sofralarında neler bulunurdu? Onların dede ve nineleri de hayatta mıydı? Babaları kaçta gelirdi? Bu merakın nedenini bilemiyorum. Kendi kendime uydurduğum bir hayal oyunuydu sanırım. Evlere baktığımda…

İchi go ichi e

Bir karşılaşma bir şans… Japonların dört heceli özdeyişleri meşhurdur. Başlıkta gördüğünüz özdeyiş ise ilk akla gelenlerdendir ve Japon kültürünün çok önemli bir mücevheridir. Bir + fırsat + bir + hayat kelimelerinden oluşur. İnsanların karşılaşmalarının biricik ve tekrarlanmayan olaylar olduklarını anlatır. Karşımızda iki insan sanki bir daha bir araya gelemeyeceklermiş gibi bir durum ya da bunun…

Ben bir Fil’im

Mesnevideki öyküyü duymayan kalmamıştır. Hintliler bir fili karanlık bir ahırda insanlara göstermek isterler de, her biri iyi göremediği fili eliyle yoklayıp kâh kuyruğunu tutup dala, kâh bacağına sarılıp ağaca benzetirler. Ben bu öykünün “körlü” şeklini de okumuştum. Mevlâna bu öyküde “Parçayı gören bütünü göremez” fikrini aktarmak ister. Yazımızın sonunda bu öykünün bizi ilgilendiren ilk bölümünü bulabilirsiniz.…

Almak, vermek ve iyilik üzerine

Gök istediği kadar gürüldesin, bulutlar damla damla yeryüzüne inip de toprakla buluşmadıkça yağmur gerçekleşmez. Gözden kaçsa da, yağmur göğün olduğu kadar yerin de işidir. Bir taraf almaya, ağırlamaya hazır ve gönüllü değilse, “Susadım, yağ artık!” demedikçe, elindekini vermek, yağmur olup yağmak ne mümkün. Geçen gün 19 Mayıs yürüyüşleri nedeniyle yollar kapatılmıştı. İstemeden ve plansızlıkla, kendimi…