Deneme

Ağaçlar büyürken bazılarımız güdük kalır…

Aldığımız kiloları, ağır işiten kulaklarımızı, unutkanlığımızı, asabi hallerimizi hatırlatanlara kızıyoruz. Mükemmeliz ya hani. Ama bunlara kızar ve kulak tıkarsak dostlar nasıl acı söyleyecekler? Birbirimize sesimizi yükseltip kabalığı normalleştirirken, “Bence senin profesyonel desteğe ihtiyacın var” diyene “Esas sensin deli!” ile saydırıyoruz. Bununla birlikte aynı dostumuz farz-ı mahal “Bence sen namaza başla” dese “Esas sensin günahkar” falan …

Ağaçlar büyürken bazılarımız güdük kalır… Devamı »

Mucizeler ve İmkansız Şeyler

Mucizelere inanır mısınız? Yanıtınız ister evet olsun, ister hayır, inanmanız ya da inanmamanız başınıza bir mucize gelmediğindendir. Mucize aslında imkânsızlığına emin olduğunuz bir olayın gerçekleşmesidir. Paradoksal bir durum öyle değil mi? Söz konusu şey özünde imkansız bir olay ve bu bir gün gerçekleşiyor. Neredeyse böyle bir cümle kurmaya dahi hakkınız yok. Olay o derece imkansız. …

Mucizeler ve İmkansız Şeyler Devamı »

Tanrının Empatisi

   Bir süredir her sabah viyaklayan tatlı bir kız bebeği kucağıma alıp pışpışlıyorum. Bazen uslu uslu bazen de ağlayarak uyanmasına rağmen beni görür görmez gülümsüyor. Sanırım onun sabah güneşiyim. Kucağıma aldığımdaysa güven ve keyifle gevşeyip gözleriyle bana şunları söyler : “Ben şu an bir bebek olarak bütün insanların ve bir kız olarak da bütün kadınların …

Tanrının Empatisi Devamı »

Ruhsal Portre Sanatı

Bu resimde renk yok, kirpikler, al yanaklar, göz rengi de yok. Hatta resim eksik ve kusurlu aslında. Peki nasıl oluyor da, buradaki “kişiye” sempati duyuyor ve belki de onun tarafından çekiliyoruz. İki çizgiyle aşka düşmek nasıl mümkün oluyor? Resimdeki kişi hakkında neler anlatabiliriz? Milleti, mesleği, sosyal sınıfı, ruh hali… Bu düşüncelerimiz nereden gelmektedir?Ressamın bir kaç …

Ruhsal Portre Sanatı Devamı »

Vişne Bozumu

Vişne mevsimindeyiz. Ben de yarım sokağa sığmış Kuzguncuk pazarından bir kilo vişne aldım. Bu yazıyı yazarken de masamda bir tabak vişne var. Ağzımda da hafif ekşi bir tat. Bu tat kulaklarıma ve omuzlarıma kadar yayılmış durumda.

Cam gibidir insan…

Cam gibidir insan. Göremesek de bazen, oradadır. Eski evlerde her gün kurulması gereken mekanik saatler vardı. Böyle bir eve misafir olup da salona girdiğimizde, ilk önce zamanın sesine nasıl dayanacağımızı bilemesek de, kalp ritmimizi bozacak denli rahatsızlık veren bu ses dakikalar sonra unutuluverir, duyulmaz olurdu. Beynimiz o çok önemsediğimiz iyi ya da kötü şeyleri kanıksar, …

Cam gibidir insan… Devamı »

Yalnızlık

Bir “yalnızlık” var, bir de “yapayalnızlık” Yalnızlık, ingilizcedeki “solitude”… Aslında iyi ya da kötü bir durum değil. Kendinizi dinleme, bir an durma, içselleşme, dua etme, dinlenme ve kendinizle ilgili çalışmalarınıza odaklanma fırsatı bu. Bu tür faydalı yalnızlık fırsatı günlük hayatta pek karşımıza çıkmıyor. “Yapayalnızlık” ise ingilizcede “lonileness”… İşte bu kötü. Yapayalnızlık korkusundan yalnızlıklarımızı yok ediyor …

Yalnızlık Devamı »

Martı

Martı her gece rüyasında bir rüzgar görüyordu. Bütün martıların hayal edebileceği en muhteşem rüzgarı. Yeni hasat edilmiş tarlaların üzerinde dolanan sıcak bir esintiydi bu. Hızlı değil güçlüydü. Haziranda batan güneşin ısıttığı ekinlerin kokusunu taşırdı bulutlara. Rüyasında tüm gövdesini saran bu anaç rüzgarın onu çaba harcamaksızın göklere taşıdığını görür, yüreğinin yükseldiğini hissederdi. Tek arzusu bunu uyanıkken …

Martı Devamı »

Savaşçılar ve Barışçılar

Bir “Savaşçı” akımı almış başını gidiyor. Warrior, Işık Savaşçısı, Asker, Avcı ve daha nicesi farkında olmadan karıştırılan, anlamından boşaltılarak kullanılan ifadeler. Kimi zaman içlerine erkekliği, salt eril özellikleri, maçoluğu, saldırganlığı ve hatta katilliği bile sokanlar var. Farkında olmadan elbette… Bu yazımızın amacı bir yandan bu kitlenin farkındalığını arttırmak, öte yandan da “ötekileştirdikleri” kitleyi bu tip sahte …

Savaşçılar ve Barışçılar Devamı »

Her şey bir ağacı sevmekle başlar

Derler ki bir adam Mevlana’dan kendisine Allah sevgisini öğretmesini istemiş. Üstad adama “Hiç sen şimdiye kadar bir insanı sevdin mi?” diye sormuş. Hayır yanıtını alınca da: “Sen git önce bir insan sev” tavsiyesini vermiş. Bugün en yüce olana giden yolu aydınlatan insan sevgisinin de unutulduğunu gördükçe “İnsanlar yollarını kaybettiler. İnsandan başka sevginin öğrenileceği bir başka …

Her şey bir ağacı sevmekle başlar Devamı »

error: Content is protected !!